21 Ekim 2010 Perşembe

Melies ve Lynch: Karakterleri ve “Şaka”ları

           Melies'nin The Untamable Whiskers filmi (bknz. http://www.youtube.com/watch?v=jgU-NdILIss) ile David Lynch filmleri arasındaki en büyük benzerlik öyle ya da böyle “abartılı”, kimi zaman “grotesk”, kimi zaman da sinir bozucu şekilde “komik” olan karakter kullanımıdır. Aralarındaki temel fark ise karakterlerin bu “tuhaflık”larının filmin dünyasında gerekçelendirilme şekilleridir. Örneğin, The Untamable Whiskers'daki “sokak sihirbazı”nın yaptıkları seyircide bir gülümseme yaratırken, Lynch'in hemen hemen aynı tuhaflıkta olan Lost Highway'in Mystery Man'inin, Blue Velvet'in Isabella'sının ya da Inland Empire'da yeni yeni oyunculuk kariyerine lanetli bir filmle adım atan Laura Dern'in ziyaretine gelen yaşlı kadının bir sokak sihirbazı olmadığı aşikardır. Tam da bu yüzden, Melies'nin tekinsiz karakteri nereden geldiği az çok belli olan eksantrik bir karakter iken, Lynch filmlerindeki karakterlerin nereden geldikleri belli olmayan halleri çoğu zaman seyirciyi germekte ve yüzüne gergin bir sırıtış kondurmaktadır.
Gerçekten de, Lost Highway'de, varoşlarda sadece bir kulübenin bulunduğu ıssız bir yerde seyirci karşısına çıkan “kaşsız” bir Tanrı figürü olarak yorumlanabilecek Mystery Man, adının hakkını verip, tam da o büyük ve anlaşılmaz gizemiyle var olmaktadır. Melies'nin sürekli kılık değiştiren “karikatürist sihirbaz”ı ise izleyiciyi, İstiklal'de karşınıza çıkan bir pandomimciden ya da Stephen King palyaçosundan daha fazla rahatsız etmemektedir. Buna karşın, örneğin, Eraserhead'in flaneur Henry'sinin kız arkadaşının son derece tuhaf ailesi ya da ne idüğü belirsiz komşusu, gerçek hayatta birisinin karşısına çıkacak olsa insanı korkudan kaçıracak cinstendir. Bu açıdan, Melies'nin filminde yaptığı şaka, karakterin kendisi tarafından da desteklenirken, Lynch'in şakası, filmdeki nispeten “normal” (Fred Madison, Nikki Grace, Jeffrey Beaumont gibi) karakterleri bile korkutmakta ve şakanın ciddiyeti altında ezmektedir. Melies ise sanki “güldürmek için şaka” anlayışını benimserken, Lynch “korkudan yarım kalmış gülüş”ü fetişize etmektedir.
            Tüm bunların dışında, “şakacı” karakterlerin yer aldıkları ya da boy gösterdikleri mekanlar da Lynch ve Melies arasındaki bu farkı desteklemektedir. Melies'nin sokak sihirbazı, gerçekten de bir sokakta, yanında sadece siyah bir tahtayla görünürken, Lynch'in karakterleri “güvenilir” ve “korunaklı” olduğu var sayılan mekanların huzurunu kaçırmaktadırlar. Zira, Henry'i “tedirgin eden” kapı komşusu, Henry'nin kendi sınırları içerisinde onu gözetlemekte, Mystery Man, olup olmadık yerlerde Fred'in karşısına çıkmakta hatta ev telefonuyla Fred'i taciz etmekte, Nikki'nin aksanı tuhaf, falcı kılıklı komşusu ise evden kovulsa bile gitmeyip asap bozucu konuşmasına tam da Nikki'nin o çok güvenli ve “huzurlu” evinde devam etmektedir.
            Bu sebeplerden, Melies'nin “seyyar şakacısı” bir “seyyar şakacı”dan beklendiği üzere bir sokakta karşımıza çıkmakta ve numaralarını nasıl yaptığı çok da merak edilmeyen fakat sadece eğlendiren bir ilüzyonist hissi yaratırken, Lynch'in Romantik “belirsizliği” andıran tekinsizliği, Henry James hayaletleri gibi beklenmedik ve anlaşılamaz şekillerde hem seyircinin hem de filmdeki karakterlerin karşısına çıkmakta ve bir tedirginlik hissi yaratmaktadır. Bir örnekle açıklanacak olursa, Melies'nin şakası, Don Quijote'nin Sancho Panza'ya yaptıklarıysa, Lynch'in şakası Baudelaire'in burjuvazinin kafasına kaktığı hastalıklı ve genelgeçer estetik karşıtı orospularının yüceltilmesi sonucu burjuvazinin yaşadığı şok ve mide bulantısıdır. Ya da, Nabokov'un dediği gibi, “Nasıl yapıldığı açıklanmayan tüm ilüzyon ve 'şaka'lar, vahşilik ve barbarizm örneğidir”.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder