22 Aralık 2011 Perşembe

Döndüm

Tiyatronun kapısında pıtır pıtır neon. Tellerin üzerinde yürüyoruz. Birkaç güvercin. Bir de ben. Onlar kanatlarının bitini ayıklıyor. Ben çarpılıyorum. Yerde kocaman kazıklar, dikenler filan. Düşünce çiçek bahçesi. Solucanlar, kurtçuklar, neşeli polenler. İnsanın ağzına burnuna girer. Gök yüzünde pırıl güneş. İnsanın gözünü alır. Güneşte bir kendimin eski bir yüzü. Oya gibi işlenmiş. Oradan bana kıkır kıkır güler. Ölüp durmaktan dişi kalmamış ağzında. Kurtulmanıza az kaldı. İsa’m döndü. Döndüm.

2 Aralık 2011 Cuma

Ennui

Bunların hepsi, Meursault'a suç ortağı olamadık diye. Bunların hepsi, derileri giymedik diye. Bunların hepsi, Wilde'la ortak bir geçmiş paylaşmıyoruz diye. Bunların hepsi, Ziggy olamadık diye. Bunların hepsi, İsa dönmedi diye. Bunların hepsi, inanacak şey bulunamadı diye. Bunların hepsi, hala bir kurt adam olduğumuzu öğrenmedik diye. Bunların hepsi, Mars'tan haber almıyoruz diye. Bunları hepsi, Rönesans freski olmadık diye. Bunların hepsi, Woodstock'a çıkamadık diye. Bunların hepsi, Cobain değil, patlak Converse olduk diye. Bunların hepsi, yaşlanıyoruz diye. Bunların hepsi, Dorian bizi kutsamadı diye. Bunları hepsi, bunların hepsi.