4 Ocak 2012 Çarşamba

Balçık



Otel odası. Saat 04:49. Sıcak. Uyumak için son saatler. Nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfı güçlendirilmiş orman nefesi kokuyor. Yatağın yanı başında gül oymalı bir komodin. Güllere diken oymamışlar. Öyle duruyor güller. Yapraklı yapraklı. Komodin, kiraz ağacından. Onun yaprağı filan yok. Yastık kılıfı pürüzsüz. İz çıkaran danteli yok. Hiç katlanmamış gibi. Yekpare. Uyumak için başını yastığa gömüyor. Yüzünü kılıfa sürtüyor. Biraz sağa biraz sola. O yumuşaklık, perdeden gün ışığı girmeden daha, bozuluveriyor. Köşesinde bir şey kalmış. Yanağına değince fark ediyor. Görmek için gözlerini aralıyor. Kırmızılı sarılı bir leke. Pütür pütür. Gece kusmuş. Yastığı ters çeviriyor, içi rahat etmiyor. Yerinden kalkıyor, banyoya gidiyor. Kılıfı küvete atıyor. Odaya döndüğünde, yatakta dönüp duranı görüyor. Yorganın altından ayakları çıkmış. Biraz ters dönmüş galiba ayakları. Böyle bileklerinden. Çorap yerinden kılları dökülmüş. Yok, diyor, sonra, kendine. Kemikleri öyleydi onun. Babasının da bilekleri öyleymiş. Anlatmıştı. Kolunu mu kaldırıyor? Kol mu o? Yorgan kanca takılmış gibi hareketleniyor. Adamın sırtında çürük çarık ama kocaman patatesler. Belindekiler daha küçük. Yumru yumru. Böyle bir film vardı diyor. Annesinin de sırtı böyleymiş. Onu da sokuşturmuştu bir yerlere. Bahsetmişti. Adam doğruluyor. Kadın, dışarı çıkmak istiyor. Bunu uzun zamandır istiyor. Planlıyor. Buraya geldiğinden beri bunu planlıyor. Saat 05:03. Sabah havası alırdık diyor. Adam bir şey söylemiyor. Gözlerini devirebilmek için açıyor gözlerini. Sabah havası iyi olurdu diyor. Adam şortunun üzerine bir pantolon geçiriyor. %90 pamuk. %10 polyester. Pat küt sesler geliyor bir yerden. Dışarıda bir araba. Kadının boynunda gevşek bir fular. Lacivert. %80 ipek. %10 pamuk. %10 polyester. Elde yıkayınız. Tersi olmadığı için tersine çevrilmese de olur. Araba kalkıyor. Pat küt sesler azalıyor.

Ağaçlık bir yer. Saat 06:58. Sıcak. Yamrusuz yumrusuz görünüyor adam gözüne. Bakışları falan düzelmiş. Gözleri devirdiği yerden aşağı inmiş. Sabit bakıyor en azından. Öyle olunca iştahı kabarıyor. Cork cork cork pat küt cork cork bam bom. Cork. Cug. İşaretlediği yer, planladığı yer, tahmin ettiği yer, öncesinde gidip gidip baktığı yer, otelin yakınında ama tenha yer, sabah sabah güzel yer ama tenha yer isabetli çıkıyor. Cork cork cork. Tam yeri. Sesler kesiliyor. Gözü adamın kemerine takılıyor. Gümüşten, atlı tokası var. Şaha kalkmış. Yavaş yavaş batıyor o da. Oh oh, at da boğuldu. Ağza alınacak yer kalmadı. Çaresiz. Patatesler de batıyor yavaş yavaş. Bom bom. Çaresizlikten adam, kadına, kadına benzer bir şeye benziyor gibi geliyor. Kadına bir acıma geliyor. Babasına da böyle olmuş. Kök salar gibi öylece gidivermiş. Sen o kadar yaşa, sonra atlar, kurbağalar filan. Hep boğul. Göbek deliğine de çamur doluyor. Amma korkar bundan. Baaaam boooom. Çocukken beline kadar denize girmiş de. Göbek deliğine gelince sular. Bağırmış hep. Boğuluyorum diye. Gülmüşler buna. E, şimdi ne oldu? Bak iki cork cork için. Çamurların içinde nefes alan şeyler de varmış. Acidithiobacillus thiooxidans. pH 4.5-1.3. Görmeyeyim diyor ağzına mağzına girerken. Bam bom sesler artıyor. Sonra susuyor gibi. Araba çalışıyor har har. Çamurlu yollardan geçiyor.

Otel odası. Saat 17:08. Kılıf temizlenmiş. Yorganı üstüne çekiyor. Kuyruğu dışarıda, bomba seslerinin arasında kalıyor. Bam bom. Tek başına. Raftan bir kitap alıyor. Bom.

1 yorum:

  1. çok güzel bir öykü. bunun kısa filmini yapmak isteriz. tesadüfen bulduk. bir dönem projesi için. istanbul üni.DE sinema okuyoruz. sizi facebook'tan ekledik ama kabul almadık henüz. phile_cine1@hotmail.com adresinden bana ulaşırsanız çok seviniriz.

    YanıtlaSil